Hakkımızda

Arpacıoğlu Yazma; 1940 lı yıllarda babam ve amcalarım çıraklık dönemiyle baslamış kendilerine ait atölyeyi kurunca fiilen üretime başlanmıştır. Kurucularımız Necati ,Hüzeyin ve babamız Sebati Arpacıoğlu tarafından biz çocuklarına bırakılmıştır.Bizlerde sanatımızı elimizden geldiği kadar bugüne taşıyıp yaşatmaya çalışıyoruz .

Tokat İlinde yazmacılığın 600 yıllık bir geçmişi vardır. Bu nedenle ; Yazmacılığın yapıldığı Anadolu kentleri arasında ise Tokat’ın yeri farklıdır. Yazmacılık geçmişte türünün en güzel örneklerini Tokat’ta vermiştir. Evliya Çelebi Tokat yazmaları için: “Beyaz pembe bezi Diyar-ı Lahor’da yapılmaz. Güya altın gibi mücelladır. Kalemkar basma yüzü, münakkaş perdeleri gayet memduh olur” der ve övgüyle söz eder. Türk El Sanatları içinde çit, yemeni, çevre, çember deyimleri ile tanıdığımız yazma yıllar boyunca kadınlarımızın baş örtüsü olmuştur. Türkülere ve manilere konu olan yazma, bir Almus türküsünde sarı rengi ile dikkat çekerken, bir maninin sözlerinde desen ve çiçekleri ile dile gelir.

  • Başındaki yazmayı da

  • Sarıya mı boyadın?

  • Neden sarardın soldun da

  • Sevdaya mı uğradın?

  • Başındaki yazmanın

  • Çiçekleri solmaz mı ?

  • Kız açsana yüzünü

  • Biraz görsem olmaz mı?

Anadolu’da yazmacılığın merkezi konumunda olan Tokat’ta üretilen yazmalardaki renk uyumu gerçekten mükemmeldir. Tokat yazmalarında çoğunlukla kırmızının koyu tonları, bordo, patlıcan moru gibi koyu renkler hakimdir. Tokat yazmaları çok renklidir. Sağlam bir renk armonisi vardır. Tokat’ta bugün çok değişik yazma deseni basılmaktadır. Tokat’a özgü desenlerin yanı sıra değişik yörelere ait motiflerle de çalışılmaktadır. Tokat’a özgü yazma desenleri şunlardır

  • Tokat içi dolusu

  • Tokat beşlisi

  • Tokat üzümlüsü

  • Tokat elmalısı

  • Tokat yarım elmalısı

  • Tokat kirazlısı

  • Tokat içi boş (Kayseri kenar)

  • Purket (plaka)

  • Kaşık sapı

  • Kaynana yumruğu

  • Asma yaprağı

  • Ev işi yazma

Yemeni bağlamış telli başına, Zülüfleri düşmüş hilal kaşına, Henüz girmiş 13-14 yaşına Edalı işveli köylü güzeli...

Çocukluğunun ya da gençliğinin bir döneminde bu şarkıyı mırıldananlar olmuştur. Belki sevdiğine belki de hiç ulaşamayacağı aşkına... Bir gelenek, bir anane yemeni... Gelin kızların bohçalarının baş tacı yemeni...

Her kimin olursa olsun, mutlaka kendine özel hani tabiri caizse çeyiz diye adlandırdığımız o küçük ve özel bohçanın içinde mutlaka bir tane de olsa yer alır yemeni. Evet hepimizin ananelerimizden, annelerimizden bildiğimiz yemeniler. Ayrı bir el emeği göz nuru vardır üzerlerinde. Kimi genç kızların ellerinde tığlarla kenar süsleri yaptığı, kimi gelinlik kızın gelin duvağı, köy düğünlerinin baş tacı.

Kültürümüz içinde özel bir yere sahip modern yaşamın çizgisine ayak uydurmuş bir tarz yemeni. Gelinlik kızların, köylü güzellerin al yazmaları, çağdaş kadının saç örtüsü. Bizim insanımız dışında özellikle turistlerinde her zaman ilgi odağı olmuş, boyunlarında, başlarında yer almıştır. El emeği göz nuru ile işlenerek desenleri, renkleri ile bir kültürü ifade etmiş ve o kültürü bu günlere kadar taşımıştır. Bezeme sanatlarından biri olan yazma, yemeni varlığını koruyarak günümüze ulaşan geleneksel el sanatlarımızın başında gelir.

Yazmacılık, karmaşık teknikleri nedeniyle büyük beceri ve ustalık gerektiren bir el sanatıdır. Yazmalar, kullanılan araç gerece ve uygulanan tekniklere göre elle yapılan boyalı dokumalar ve kalıpla yapılan baskılı dokumalar olarak yer alırlar. Yazmacılıkta geleneksel tekniklerin yanı sıra, ustaların geliştirdikleri pek çok teknik vardır. Fakat, tek renkli dokumaların boyamasında genellikle dört temel teknik uygulanır; fırçayla yapılan kalem işi, kalıplı baskı, sıvı boyaya daldırma ve deseni örtücü bir maddeyle maskeleme.

19. yüzyılda teknolojik gelişmelerin verdiği olanaklarla, tahta baskıcılık bir sanat dalı kimliği kazanmış. Humayın, tülbent, mermerşahi gibi kaliteli kumaşların bol miktarda üretilmesinin yanı sıra,yanilin boyaların yaygınlaşması yazmalarda kullanılan renklerin daha da zenginleşmesine neden olmuştur. Boyaların çeşitlenmesiyle yöresel renkler daha özgür uygulanmış ve kültürümüzün zengin öğeleri desenlere yansımıştır.

40 yıl öncesine kadar Tokat'ta bulunan beş büyük handa; 1. Horozlu Hanı, 2.Hacı Musaoğlu Hanı, 3.Askerler Hanı, 4.Beypazarı Hanı, 5. Gazioğlu Hanında yürütülen yazmacılık bugün yalnızca bir handa (Gazioğlu Hanında) yapılmaktadır. İki asır kadar önce bir kervansaray olarak yapılan Gazioğlu Hanı, ortasında kuyusu olan büyük dikdörtgen biçimli avlusu ve üst kattaki sıra sıra odaları ile eski zamanlarınkinden farklı değildir bugün... Atölyelerde renk renk tülbentler değişik kalıplarla basılırken, biriken yazmalar tavandaki cereklere asılır. Yazmalar, avludaki havuzlarda ve üst kattan avluya uzanan cereklerde bir renk cümbüşü gibi uzanır. Halen Yazmacılar Hanında da yazmacılığa devam eden yazmacılar mevcut olup, büyük bir çoğunluğu Tokat sanayi sitesinin yanında yeni yapılan Yazmacılar Sitesinde faaliyetlerini sürdürmektedirler.

Yazma artık; elbise, etek, bluz, fular, sabahlık, gecelik, tayyör gibi çeşitleriyle hanımların gardıroblarına da girmiştir. Bugün yazmaların çeşitli özelliklere sahip motifleri, günün anlayışına uygun olarak çeşitli yerlerde kullanılmaktadır. Modacılarımızın ve bazı şehirlerde kurulu özel atölyelerin yazma motifleriyle yarattıkları giysiler iç ve dış piyasada çok tutulmakta, bu da yazma sanatının önemini ifade etmektedir.